Nisan 20, 2023

Kurban Rolüne Bürünmeyin

Kurban rolüne kurban gitmeyin.. 

 

 

Ya da şöyle söyleyebiliriz: “kurtarıcı rolüne kurban gitmeyin”. İkisi de aynı kapıya çıkar, sonuçta eğer karşınızdaki insan ‘kurban’ rolündeyse siz de farkında olmadan kurtarıcı rolüne bürünebilirsiniz. Peki kurban rolü ne demek? Etrafımızdaki pek çok kişi, ve hayatımız boyunca karşılaşmış olduğumuz ve olacağımız çeşitli insanlar ‘kurban’ rolünü seçmişlerdir ilişkilerinde, ve aslında kendileriyle olan ilişkilerinde de. Yani adından da anlaşılacağı gibi kendisini hayatta kurban gibi gören, talihsiz olarak nitelediği şeylerin kendisine ‘yapıldığını’ düşünen, kaderin acımasız oyununa ‘kurban’ edildiğini ağırlıklı olarak düşünen kişiler kurban rolünü benimsemişler denilebilir. Onlardan genellikle şöyle cümleler duyabilirsiniz; “hep de beni bulur, hep bana mı olur, herkes bana yanlış davranıyor, benim suçum ne, niye bunlar bana oluyor, beni şu durumdan kurtaracak kimse yok mu?” Başına gelenler hep başkalarının suçu, başkalarının kötü niyeti, ya da ‘nazarı’dır. Fark ettiyseniz kurban rolünü seçenlerin henüz ‘sorumluluk’ duygusu, ya da sorumluluk alma ‘kası’ çok gelişmemiştir. Bu yüzden de kendilerine hep ‘kurtarıcı’ ararlar ve bulurlar, çünkü sevgiyi başka türlü alamayacağını düşünen etrafımızda çok sayıda ‘kurtarıcı’ rolünü üstlenmiş insan var.  

İnsanları mutsuz eden ve kısır döngüye yol açan bu rolleri kavramsallaştıran Amerikalı psikiyatrist Stephen Karpman olmuştur. Karpman’a göre bu roller aile içinde başlar çoğunlukla, daha sonra aile dışındaki ilişkilere de yansır.  

Kurtarıcı rolüne üstlenen insanları fark etmek çok zor değildir, onlar genelde kendilerini ikinci plana atarak başkalarının ihtiyaçlarına ve başkalarının sorunlarına odaklıdırlar, merak ederler ve yardım etmek isterler, onlar için çözüm arar ve sunarlar, hatta yakın bir ilişki ise kurtarıcılar karşılarındakinin işlerini üstlenebilir, faturalarını sormadan ödeyebilir, onlar adına kararlar alıp verebilirler, ‘yardım’ adı altında yaparlar bunları ama altta yatan amaç kontroldür, ve bu kontrolle de sevgi alabileceklerini, sevilir hale gelebilecekleri umudunu taşırlar, aileden ve çevreden öğle öğrenmişlerdir çünkü. Zamanla başkalarına bu kadar ‘yardım’ etmek yorucu olmaya başlar, kendilerine odaklanmamış, sorumluluklarına, seçimlerine, kendi sorunlarını çözmeye hiç bakmamış biri için bu kurtarıcı rolü görev haline gelmiş ve artık yıpratmaya başlamıştır. Kavgalar artar, ‘ben senin için neler yaptım’lar başlar, herkes bencil olmakla suçlanır, ‘kendimi yok saydım senin için’ gibi ifadeler daha sık kullanılır hale gelir ve bu da demektir ki artık kendimize bakma vakti gelmiştir.  

Önceki yazımda da sınırların ne kadar önemli olduğundan söz etmiştim, burada da sınır çizebilmek, üstlenilen bu ‘rollerin’ olumsuz etkilerini çok aza indirgeyebilir, iletişimi rahatlatır ve daha güvenli bağlar kurmamızı sağlar. Her zaman söylediğim gibi farkındalık her şeyin başı, farkındalığımızı arttırmamız bize çok fayda getirecektir.  

Kendimizle ilgili sorabileceğimiz bazı sorular bize olumsuz bir rolde olduğumuzu, ya da olumsuz bir davranışa maruz kaldığımızı bize fark ettirebilir:  

  • şu an benden istenilen benim sorumluluğum dahilinde mi, onun sorumluluğu mu?  
  • Karşımdaki bunu benden talep ederken gerçekten elinden geleni yaptı ve yetersiz kaldığı yerde mi benden yardım istiyor? 
  • ben bu yardımı gerçekten içtenlikle yapmak istiyor muyum? 
  • Arkadaşlarımdan, ailemden, partnerimden, çocuklarımdan hangi davranışları kabul etmek istemiyorum, hangilerine karşı esneklik ya da tolerans göstermeyi tercih etmiyorum (ör: partnerin sıklıkla eve geç gelmesi, ya da çocuğunuzun yüksek sesle ebeveyne bağırması, ya da annenin her şeyinize karışması gibi..) bu gibi davranışların bir ‘pattern’ yani tekrarlanan ve artık bir yaşam biçimi haline gelmiş, alışkanlık haline gelmiş olması asıl dikkat edilmesi gereken yerdir, arada bir herkes elbette olumsuz davranışlarda bulunabilir, farkına varır, özür diler, düzeltir, doğal olan da budur. 
  • Kendimize döndüğümüzde bakacağımız yer davranışlarımızın ve seçimlerimizin sorumluluğunu almak olacaktır; “bunu yapmamın sebebi şu anda nedir?”, “bunu söylemekle neyin olmasını umut ediyorum?”, “karşımdakine yardım etmek istiyorum ama asıl içimden geçen düşünce tam olarak nedir?”  

 

Bu soruları kendimize dürüstçe ve cesurca sorabildiğimiz ve cevabını da aynı cesaretle dinlediğimizde çok şey değişecektir hayatınızda. Hayatınıza samimiyeti sokmuş olacaksınız, dürüst ve doğal iletişim imkânı için kapı açmış olacaksınız.  

 

 

 

 

 

 

Diğer Yazılarım

Daha Fazlasını Oku

Sınırlarım Ve Ben…

Sınırlarım ve ben..    İlişkilerde sınır koymak. Kulağa biraz sert ve sevimsiz geliyor haklısınız, zaten karşımızdaki kişilere “sana sınır koyuyorum” demenizi kimse önermez. Mesele sınırları

Tamamını Oku