Haziran 14, 2023

Hedef Belirlemek Ne Güzel Şey

Hedef Belirlemenin Dayanılmaz Hafifliği 

 

Hedeflerimiz olduğunda kendimizi yeniden doğmuş gibi hissederiz; daha erken kalkarız, daha hareketli oluruz, daha derin nefes alır, daha çok gülümseriz. Yolumuzu ve önümüzü daha berrak görürüz, fırsat değerlendirir, risk bile alırız. Bir hedefimiz vardır artık ve bu insana iyi gelir. Alfred Adler insanın olumlu değişim yaratma becerisi ve ihtiyacının fazlasıyla üstünde durmuş bir bilim adamıdır. Adler’e göre her insanın kendiyle ilgili kafasında çizdiği ideal bir resim vardır, ve tüm hayatımızın boyunca bu ‘ideal ben’e ulaşma çabasındayızdır. Gelecekte ne olacağını bilemesek de bizi bugün harekete geçiren şey yarınla ilgili umudumuzdur.  

Gelecekle ilgili umutlarımızın şu anki ruh halimizi birebir etkilediğini söyleyen ilk filozoflardan biri Aristoteles olmuş; hayatımızın itici gücü daha iyi bir gelecek umududur der. Aristoteles’e göre tüm canlıların varoluşu potansiyellerini gerçekleştirmek üzerine kuruludur. Erdemli hayat kendi potansiyelini gerçekleştirme yolunda ilerleyen bir hayattır filozofa göre. Demek ki potansiyel önemli bir şey, bizi geriye değil ileriye doğru bakmamızı sağlayacak en önemli güç kaynağı; potansiyelimizi görmek ve bununla neler yapabileceğimizi (yani hedeflerimizi) tasarlamak. Kendi potansiyelimizi görmek başka bir değişle gerçek kendimizle yeniden tanışmak, kendimizi anlamak keşfetmek demek. 

Kendimizi daha iyi anlamanın, daha derinlemesine keşfetmenin bana göre 3 gerekliliği ve pek çok yolu yöntemi vardır.. ilk gereklilik öz farkındalığın bize, hayatımıza ve çevremize tam olarak nasıl hizmet edebileceğini hayal etmek (iç gözümüzle görmek), ikincisi bunu içtenlikle istemek, üçüncüsü ise bunun olabileceğine inanmak. Bir şeyin faydasını hayatımızın içinde öngörebilmek, istemek ve inanmak, bu üçünün bir arada olması gereklidir. Zaten bu üçü oluştuktan sonra size uyan kendinize yakın hissettiğiniz yolları deneyebilirsiniz; Meditasyon, yoga, nefes çalışmaları, olumlama (yüzeysel sadece sözcüklerde kalan türden değil), yürüyüş, felsefe okuma ve felsefi düşünme, kişisel gelişim ile ilgili yazılmış ciddi araştırmalara dayalı kitaplar okumak, ve elbette koçluk almak. Devam ediyorum; davranışlarımızı gözlemlemek, sıklıkla ‘bunu istememin sebebi nedir?’ ‘bana veya çevreme nasıl bir faydası olacak?’, ‘gerçekten bunu istiyor muyum?’ ve benzeri soruları kendimize sormak çok aydınlatıcı olabilir. 

Çok etkili bir çalışma daha da değerlerimizi anlamaktır. İnsanın hayatında seçtiği meslekten, seçtiği partnere kadar, verdiği kararlardan, rahatsız olduğu tüm davranış ya da sonuçlara kadar her şeyde bizim öz değerlerimiz yatar, bu öz değerlerimizin ne kadar farkında olup onları ne kadar onurlandırabildiğimizle ilgilidir huzur ya da huzursuzluğumuz. Pek çok inandığımız değerler vardır hayatta; güzellik, öğrenme, başarı, para, aile, özgürlük, eğlence, arkadaşlık, sağlık diye liste uzar gider, ancak insanın kendi kalbine çok yakın tuttuğu 3 ya da 4 ‘öz’ değer vardır, bu ‘öz değerlerimiz’ hayatımızın mutluluk ve tatmin ölçeğinde en güçlü hükmü süren, hayatımızın temellerini oluşturan değerlerdir. Bazen bunların gayet farkındayızdır ve neyi neden yaptığımızın ve seçimlerimizin bilincindeyizdir, ama pek çok insan için durum bu kadar açık ve net değildir; yaşamın karmaşıklığı, sorumluluklarımız, bizden beklenenler, geçmişte yatan olumsuz deneyimlerimiz ve daha pek çok faktör bizi öz değerlerimizden uzaklaştırabilir ve vizyonumuzu çok daraltabilir. Koçluk seanslarında ‘değerler çalışması’ yaptığımızda kişi kendisiyle bir nevi ‘barışır’; geçmişini ya da geleceğini fark ettiği değerleriyle tekrar gözden geçirir ve önceden farkına varamadığı bağlantılar ve sebep – sonuç ilişkilerini kurar. 

Bu tür alıştırmalar kişinin kendisini ve içinde bulunduğu ilişkilerini daha net ve berrak görmesini sağladığı için kendisi ve/veya ailesi, sevdikleri, veya işi, mesleği, hayalleri için gerçekleşebilir hedefler koyabilir.  Hedef belirleme, belirlediğimiz hedeflere doğru giden yolu tasarlama, harekete geçme, adım adım sonuçlar elde etme ancak kendimizi ve bu yolla çevremizi tanıma ve değerlerimizi anlayıp onları onurlandırma yoluyla olabilir. Bu nedenle koyduğumuz hedeflerle ilgili içimiz çok rahat olur, kendimizle ve diğerleriyle daha dürüst ve açık bir iletişim içerisinde olduğumuz için de vermiş olduğumuz kararların arkasında sağlam durabiliriz, gurur duyabiliriz, ve umutlu olabiliriz. 

 

 

Diğer Yazılarım

Daha Fazlasını Oku

Sınırlarım Ve Ben…

Sınırlarım ve ben..    İlişkilerde sınır koymak. Kulağa biraz sert ve sevimsiz geliyor haklısınız, zaten karşımızdaki kişilere “sana sınır koyuyorum” demenizi kimse önermez. Mesele sınırları

Tamamını Oku