Ağustos 15, 2023

Dinliyor Gibi Mi Yapıyoruz? 

Dinliyor gibi mi yapıyoruz? 

 

Bir insan, çocuk- ergen- yetişkin fark etmez, siz onu dinlemediğinizde (dinliyormuş gibi yapsanız bile) ya da çok ‘yüzeysel’ dinlediğinizde bunu mutlaka anlar, daha doğrusu ‘sezer’. Siz anlamıyor musunuz zaten kendinizden bilirsiniz; birine anlattığınız bir şeyi karşınızdakinin gerçekten sizi dinleyip dinlemediğini hissedersiniz. Doğrudur ki her zaman her şeyi tam odaklı kesintisiz pür dikkat dinleyemeyebiliriz, kabul, insanız dikkat dağılabilir elbette zaman zaman. Hatta bunu gerekirse karşımızdakine özür niteliğinde söyleyebiliriz; ‘ya kusura bakma bugün de dikkatimi veremedim bir türlü af edersin…’ gibi ifadeler daha saygılı, samimi ve içten iletişime yol açar.  

Gelelim bir insanı gerçekten dinleyebilmenin önemine. Hepimiz rasyonel olarak bir şey anlatan soran isteyen birini dinlemenin ne kadar iyi bir şey olduğunu az çok biliyoruz, ama birini gerçekten merakla ve keşfetmek (keşfetme arzusu yargılama dürtüsünü ezer) arzusuyla dinlediğinizde karşınızdakinin tepkisi rahatlar, açılır, size doğru akar… size olan sevgisi büyür. Koçluk eğitimlerimizde ilk önce dinlemeyi ama gerçek dinlemeyi öğreniriz, haftalarca sadece doğru ve derin dinlemeyi başarmak için yüzlerce diyalog gerçekleştirilir eğitimlerde, o kadar önemlidir ‘dinleyebilmek’.  

Pek çok insan en yakınlarımız, ailemiz, dostlarımız, ebeveynlerimiz, iş arkadaşlarımız, partnerimiz, lider rolündeki pek çok insan dinlemeyi tavsiye vermek, akıl vermek, hatayı göstermek, doğruyu yanlıştan ayırmak, kendinden örnek vermek, ona acımak ile karıştırıyor. Unutmayalım ki istenmediği halde tavsiye vermek üstü örtülü bir eleştiridir; “sen bilmiyorsun, beceremeyebilirsin, ben sana ne yapman gerektiğini, doğru olanı söyleyeyim” mesajı yatar her bir tavsiyenin altında. Ve gene aklımızda tutalım ki insanlar size dertlerini anlatırken, içlerini açarken size ne yapmaları gerektiğini sormuyorlar, onları anlamanızı, yaşadıkları duyguları hissetmenizi istiyorlar, eğer tavsiye veriyorsanız onu değil kendinizi dinliyorsunuz demektir. 

Kendinizi anlatanın yerine koyun, sizi gerçekten o anda ne iyi hissettirir, ne tatmin eder? Hepimiz çözümden önce, yol yordam yöntemden önce bi anlaşılmak duyulmak duygularımızın kabul edildiğini bilmek isteriz; ‘çözüm var çözüm bulunur, sen bende misin onu söyle?’ demek ister insan.. 

“Birisi tarafından gerçekten dinlenme çarpıcı bir deneyimdir çünkü çok nadir görülür,” der Koaktif Koçluk (2018), ve devam eder; “İnsanlar gerçekten dinlendiklerini hissettiklerinde, açılırlar, kendilerini daha çok ortaya çıkarırlar. Bunun yanında kendilerini daha güvenli ve emniyette hissederler ve aradaki güven artar.” 

Biz karşımızdaki insan için en iyi şeyin çözüm olduğunu düşünürüz, olumsuz duygulardan çabucak kurtulmanın yolu çözüm önerileri olduğunu düşünürüz, niyetimiz üzüntüyü, kırgınlığı, öfkeyi dindirmektir çünkü. Mesela partnerinden yeni ayrılmış ve bunun üzüntüsünü çeken birine en çok söylenen ‘sözde’ rahatlatabileceğini düşündüğümüz ifadeler: ‘ona değmez, üzülme, onun için harcama bu kadar gözyaşı, sana saygı göstermeyene neden bu kadar üzülüyorsun?..” Burada yaptığımız şey tamı tamına kişinin yaşadığı duyguları reddetmektir, bu hiçbir zaman insanı rahatlatmaz. Peki bu durumda olan birinin yakınısınız, yanındasınız, nasıl rahatlatabilirsiniz? Bunun pek çok yolu vardır:  

  1. Sadece yanında oturup onun elini tutabilir ve ne olursa olsun onun yanında olduğunu yalnız olmadığını söyler ya da hissettirebilirsiniz. 
  1. Sorular sorabilirsiniz (‘neden’ ile başlayan yargılayıcı sorular değil elbet) , ne hissediyorsun, nasıl olmasını isterdin, senin için ne yapabilirim, içinden ne geçiyor, aklından kalbinden ne geçiyor.. gibi onu açacak, dinlendiğini sevildiğini asla yargılanmadığını hissettiren sorular. 
  1. “Seni anlıyorum,” “bunun senin için ne kadar önemli olduğunu biliyorum,” “senin için ne kadar zor olmalı,” “üzüntünü anlıyorum, kırgınlığını acını görüyorum..” gibi içten samimi ifadeler mucize yaratabilir. 

 

 

Diğer Yazılarım

Daha Fazlasını Oku

Sınırlarım Ve Ben…

Sınırlarım ve ben..    İlişkilerde sınır koymak. Kulağa biraz sert ve sevimsiz geliyor haklısınız, zaten karşımızdaki kişilere “sana sınır koyuyorum” demenizi kimse önermez. Mesele sınırları

Tamamını Oku